EGEMENLİK MİLLETİNDİR!


EGEMENLİK
KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR
**SİTEMİZİN ANDROİD UYGULAMASI
Üyelik Girişi
MENGÜ SİTE :

ÖZGÜRLÜĞÜNÜ BEKLEYEN DOĞU TÜRKİSTAN

          www.globalidilaltay.com

    ÖZGÜRLÜĞÜNÜ BEKLEYEN DOĞU TÜRKİSTAN

  

 

DOĞU TÜRKİSTAN STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

http://uysam.org/tr/?p=666

 

Çin tarafından işgal edilen Doğu Türkistan hem İslam dünyası hem de Türk dünyası tarafından âdete unutuldu.  Halk asimilasyona tabi tutuldu. Bölge gittikçe bilinçli ve programlı bir şekilde Çinlileştiriliyor. İslami hassasiyetleri olan kişiler hemen tutuklanıp anında idam ediliyor. Gerekçeleri de hemen hazır “ kökten dinci veya terörist” olmak.

Hak ve hukuk tanımayan Çin devleti, Doğu Türkistan’ı tam manası ile izole etmiştir. Ülkenin en geri bırakılan yerlerinden birisi haline getirildi. Halk arasında yerleştirdiği ajanlar vasıtası ile devamlı iç çekişme ve atışmalardan dolayı devamlı halk arasında bir sürtüşme oluşturmuştur. Uygur Türklerinin çoğunlukta olduğu bölgede Özbek, Türkmen, Kazak ve Kırgız Türkleri de yaşıyor. Bu halklar temelde aynı kandan ve soydan olmalarına rağmen birbirlerine olan düşmanlıkları yüzünden işgalci Çin’e kızmaya vakit bulamıyorlar. Hatta birbirlerine olan husumetleri yüzünden özerk bölgenin Komünist parti yetkilisi bölge halkından değil Han’lı Çinliler tarafından temsil ediliyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 8–12 Nisan’da başbakan sıfatıyla Çin’e yaptığı resmi ziyaretini, iki ülke arasında en hassas konu olan Uygur Türklerinin yoğun yaşadığı Uygur Özerk Bölgesi’nden başlatmış olması son derece sevindirici oldu. Bu ziyaret bir ilk olması hasebi ile de önemlidir. İlk defa T.C. Başbakanı olarak buraya resmi ziyaret yapılıyor. Başbakan Erdoğan çok büyük ilgi ile karşılandı. Halk sokaklara çıkarak Erdoğan’ın ve ekibinin geçeceği yollarda saatlerce bekledi. Gittiği çarşı ve pazarda sanki İstanbul sokaklarında geziyor ve bir miting havasında karşılandı. Büyük Pazar ve Büyük Camiye giderek ikindi namazını kıldı. Alış -veriş yaptı ve halkla fotoğraflar çekildi.

Bu halkın unutulmadığını ve oradaki Müslümanların İstanbul’daki ve Medine’deki Müslümanlardan farklarının olmadığının altı çizildi. Çin yönetimi bu ziyareti çok önemsedi ama buradan ziyaretin başlamasını hiç istemedi. Onlara göre bu bölge sorunlu ve terör olaylarının olduğu bir yer olduğundan dolayı buralarda resmi karşılama olmayacağını vurgulayıp duruyorlar. Ama Erdoğan bunlara itibar etmedi. Başkent Urumçi’ye gitti. Aslında Kaşkar’a gidip daha sonra Urumçi’ye geçseydi, Aksu ve Turfan şehirlerine de uğrasaydı çok daha iyi olurdu. Sanırım vakit darlığı ve heyetin kalabalık olması nedeni ile Doğu Türkistan gezisi Başkent ile sınırlı tutuldu.

Daha önce burayı ilk kez Cumhurbaşkanı sıfatı ile Abdullah Gül ziyaret etmişti. Ancak bu ziyaretten sonra 2009 yılında, Çinliler bölgenin sakını olan Uygurlara saldırıp resmi rakamlara göre 200’un üzerinde Uygur’lu öldürüldü. Binlerce kişi ise hapse atıldı. Ancak ölenlerin gerçek rakamlarının binlere dayandığı gelen haber arasındadır.

Çin zulmü devam ediyor

Siyasi ve ekonomik baskının had safhada olduğu Doğu Türkistan toprakları tam anlamı ile bir maden deposudur. Bölgede 84 değişik maden çıkmaktadır. Ancak Çin yönetimi bu madenleri çıkartıp bölgede işlemiyor kendi, esas Han kökenli bölgelere götürüp oralarda işliyor. Burası bir gün, belki elden çıkar düşüncesi ile Doğu Türkistan bölgesine hiç yatırım yapılmıyor. Madenler çıkarılıyor, bölge bilinçli bir şekilde geri bırakılırken bir yandan da Han kökenli Çinliler bu bölgeye göç etmeleri sağlanıyor. Buralara yerleşen Çinlilere değişik primler verilmektedir.

Uygurlular bazen zorla bazen de para karşılığında kendi topraklarından uzaklaştırılıyor. Yerlerine ise Çin asıllı vatandaşlar yerleştiriliyor. Bölgeye gelen bu kişilerle yerli halk belli zaman sonra birbirlerine düşman oluyor ve aralarındaki sürtüşme devam edip gidiyor. Dışardan gelen Çinliler şikâyet ettiklerinde yerel küvetler hemen harekete geçiyor ve Uygurluları tutukluyorlar. Bu bahane ile bölgeden sürgüne gönderiliyorlar.

Kendince bölgenin adını değiştirmiş. Xinjiang (Şincan) diye bir isim uydurmuş. Çin yönetimince burası (Uygur) Xinjiang Özerk Bölgesi olarak geçiyor. Biz bu ismi asla kabul edemeyiz. Bu emperyalist ve işgalci Çin’in koymuş olduğu uydurma bir isimdir.

İlk kez 1986 yılında Çin yabancı turistlere kapısını açtığında Rabbim nasip etti Çin’e gitme imkânımız oldu. Kapalı kutu olduğu için Çin’i hep görmek istemiştim. Çin’e ilk giden turistler arasında olmak için İslamabad’daki Çin konsolosluğuna gidip vize almak için müracaat ettik. Form’da

“hangi kapıdan Çin’e giriş yapacaksınız?” diye bir soru vardı. Bende

“ Doğu Türkistan’dan giriş yapacağım “diye yazmıştım.

Tabii o zaman vizeyi vermediler. Sonra bir daha müracaat ettim. Bu kez aynı soruya cevap olarak “ Pakistan sınır kapısı” diye yazarak vizeyi almıştım. Yani, ben o zamandan beri Çinlilerin koydukları “o” ucube ve uydurma isme karşı muhalefet ediyorum. Ancak bazı İslami ve sözde Milliyetçi olan kesimler bu uydurma ismi gazetelerinde ve yazılarında kullanması oldukça manidardır.

Çin, hem nüfus hem de ekonomik olarak oldukça önemli bir yere sahiptir. BM’nin 5 daimi diktatörlerinden biridir. Son BM’nin Suriye hakkında oylamasında Rusya ile birlikte veto hakkını kullanarak Suriye’de binlerce insanin ölümüne neden oldu. Bu devlet ile siyasi ve ekonomik ilişkilerin devam etmesi lazım. Ancak ilişkiler arasında o bölgede hem Müslüman hem de soydaşlarımızın olduğunu bilerek onların sorunları ile ilgilenmeliyiz. Hui asıllı Çinli Müslümanlar da bölgelerinde son derece rahatsız. Onlara da akla hayale gelmeyen yasaklar koyarak dinlerini yaşamakta zorlanıyorlar.

Dev ekonomik anlaşmalar yapılıyor. Bu güzel bir şeydir. Bu antlaşmalar aşamasında Çin’e demokratik olmasını, Müslüman halka daha özgürlükçü yaklaşılmasını özellikle Doğu Türkistan bölgesindeki asimilasyon politikasına son verip bölgenin kalkınması için buralara yatırımlarım yapılmasını tavsiye etmek gerekir.

Kenan Evren ve Ali Hameney

Şimdiki İran’ının dini lideri olan Ali Hamaney 1989 yılında Çin’e bir ziyaret gerçekleştiriyor. O zaman henüz Rehber değil. İmam Humeyni ise hasta yatağında yatıyor. Resmi görüşmelerden 2 gün önce Başkent Pekin’e iniyor. Cuma namazı için Kaşkar’a gidip orada namazını kılıp daha sonra resmi temaslarda bulunmak istediğini söylüyor. Çinliler itiraz ediyor. Kaşkar’ın emniyetsiz bir yer olduğunu, oralarda eşkıyaların olduğunu ileri sürerek gitmesini engellemek istiyorlar.

Ali Hamaney “ ya oraya giderim, namazı kılar görüşmelere başlarız veyahutta uçağımı hazırlayın geri dönüyorum” diye resti çekince, Çinliler istemeyerekte olsa kabul ediyorlar ve Tarihte ilk kez bir devlet adamı Kaşakar’a gidip oradaki Müslümanlarla birlikte Cuma namazı kıldı. O Cuma namazına yüzlerce KM uzaklıktan katılanlar oldu. Köylerden, kasabalardan insanlar akın akın Kaşkar’a geldi. Sokaklar tam bir bayram havasında ve herkes mutluluktan ağlıyor. İlk defa onları hatırlayan birileri çıktı. Bu olaya tanıklık eden Xinjiang Halk Gazetesinden bir gazeteci dostumdan da dinlemiştim.Bu arkadaş Çin Komünisti olmasına rağmen ağlayarak bu anısını anlatmıştı. Beni de çok etkilemişti.

İmam Humeyni hasta yatağında bu olayı televizyonda izlerken “ iste imam olacak adam” diye kendinden sonra gelecek kişiyi adeta işaret etmişti. Nitekim İmam seçimi yapıldığı zaman bu ziyaret ve İmam Humeyni’nin o sözü tesirli olmuştur. Beklide oradaki bir mazlumun duası kabul edilmiş, Allah Teala’da ona “Rehberlik” yolunu açmıştır.

Daha sonra bizim 12 Eylül kahramanı(!) Kenan Evren’de Çin’e gitti. Ondan Camiye gidip namaz kılmasını kimse beklemez ama hiç olmazsa o bölgeye bir ziyaret yapar beklentisi içinde olanlar yanıldı. Hadi ziyaret etmeyi bırakın barı Uygur heyetini kabul etseydi. Onu da yapmadı.

Çinliler çok kurnaz ve zeki insanlardır. Belki Evren, bölge için bir soru sorarda, oralarda neler oluyor denilecek olursa Çinlilerin yıllardır hazırlamış oldukları ama uygulamadıkları bölge için projeleri vardır. Hemen o projeleri çıkaracaklar ve bölgeye neler yapacaklarını anlatacak ekip kenarda ellerinde projelerle bekletiliyordu. Nitekim(!) Kenan Evren’in hiçte böyle bir derdi olmadı.

Türk delegasyonu geri döndüğünde Çinliler, Uygurlu yetkililere şöyle demiş:”Siz boşuna hevesleniyorsunuz. Sizi hatırlayan ve tanıyan kimse yok. O kadar önem verdiğiniz Türk yetkiler sizinle görüşmeyi dahi kabul etmedi. Siz Xinjiang’lisiniz, bunu böyle bilin!

Şimdi devran değişti. Oradaki kardeşlerimiz hatırlanıyor. Çin devleti de Türkiye’de yapacağı yatırımların yüzü suyu hürmetine Müslümanlara daha saygılı davranmak zorunda kalıyor. Ancak Çinliler yinede bir kulp bulup Müslümanları katlederken “terörist “ olduğu için öldürüldü deniliyor. Masum Müslümanları katlediyor sonra da ona bir suç isnad ediyorlar. Bazen de katlettikleri kişilerin yanına bir silah bırakıyorlar “ bakin işte bu terörist, elinde de silahı vardı” diyerek kendilerini haklı çıkarıyorlar.

Bu yıl Çin Komünist partisinin genel sekreteri ve ülkenin Cumhurbaşkanı olacak olan Xi Jinping ile çok iyi ilişkiler içine girildi. Türkiye’ye gelerek burada da başarılı görüşmeler yaptılar. Çinli firmalar, Ankara-İstanbul arasındaki hızlı tren hattının 2. etabının inşası gibi projeler yürütüyor. Demiryolların yapılması da Çinli şirketlere verilmesi düşünülüyor. Türkiye Nükleer santrallerini Çin’e yaptıracak. Bunlar çok büyük projeler olduğu için yıllarca sürecek ve ortak politikaların oluşturulabileceği zeminler olabilecek. Yanı, Çin devleti ile yeni bir sayfa açıldı. Bu, her iki ülke içinde hayırlı olsun.

Han Çinlilerinin yaşadığı bölgelerde başlattığı demokratikleşme ve liberal ekonomi modelini Doğu Türkistan için de başlatabilir ve bölgede halka karşı katliam ve haksız tutuklamalara son verebilir. Sadece Çin’e bıraz baskı ve bölge halkına biraz ilgi ve basiretle oralarda yaşayan milyonlarca Müslüman’ı zulümden kurtarmış oluruz.

 

http://uysam.org/tr/?p=666



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam19
Toplam Ziyaret110528