EGEMENLİK MİLLETİNDİR!


EGEMENLİK
KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR
**SİTEMİZİN ANDROİD UYGULAMASI
Üyelik Girişi
MENGÜ SİTE :

“BİZ” OLMA MANİFESTOSU - IV

     www.globalidilaltay.com

Millete hizmet etmek için elinden ne geliyorsa, önce onunla işe başla.” İsmail Gaspıralı 

  

“BİZ” OLMA MANİFESTOSU – IV

İÇTEN YANMALI MOTOR

 

Şimdilerde Türkiye’de bir eğilim var, başımıza ne geliyorsa Batı’da tezgâhlanıp, Batı’dan geliyor diye, örneğin bütün askeri ve sivil darbelerin hepsine Batı karar verdi, bize dayattı, bölücülük ve terör Batının marifeti türünden. Evet, bu çok doğru, zaten buna emperyalizm deniyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde, bunun bir de adı ve çağı var: The Age of Containment; başka ülkeleri geri bıraktırma dış siyaseti çağı. Biz bunu, şu anda da canlı ve maalesef kanlı olarak en acı biçimde yaşıyoruz.

 

Velâkin, yılanın deliğine parmağını sokanlar içimizdeler. İlk önce kimi siyasiler iktidara gelmek için, kimi egemen sınıflar bir diğer egemen sınıfı alt etmek için ya da kimileri kendi çıkar örgütlenmesini sağlamak için ülkeye yılanı sarıyor. İşin en can acıtıcı ve en kızdıran özü budur. Uzak durulması gereken yılanla, ahbap çavuş ilişkisine girip, o destekle iktidara gelmeye, asıl içeridekilere ders vermeye kalkan gafillerin, hainlerin ceremesini bütün ülke çekiyor.

  

Bu nedenle de, gerçekte bizim bir tane anayasamız vardır, o da 1924 Anayasası’dır, gerisi suçtur, yılanın deliğinden çıkmıştır. Amerikan Anayasası 225 yaşında, onun hükümleri niye hiç eskimiyor? 1939 sorası siyaseti de, Anayasacılık Hareketi de, Türkiye’de yılanı ülkeye musallat etme operasyonu ile birleşmiştir. Bu operasyonun çoğu, içten yanmalı motor gücüyle başlatılmıştır, bu yüzden birinci derecedeki gerçek suçlular içeridedir, çünkü yılanın deliğine parmağını sokarsan, ondan medet umar, çağırırsan o da gövdeni sokar, bu kaçınılmazdır. Yılanı, ülkeye isteyerek buyur ediyorlar. Birçok operasyon alanı ve fırsatı yaratıyorlar.

 

Bizim en büyük düşmanımız, önce yıllarca farkına bile varamadığımız, sonra reddedip inanamadığımız, bugünse hepimizin anladığı ve artık kabul edip isyan ettiği gibi, kendi içimizdeki hainleşen bilinçli azınlığı oluşturanlardır. Bu bağlamda, halkımızı yıllarca bilinçsiz sayıca çoğunluk olarak en alt konumlarda kalmaya zorlayan, cennet ülkemizin nimetlerini fütursuzca tekelleştiren kadrocu, çıkarcı ve yazık ki kimi zaman etnik yandaşçı olan gruptur.

 

Bunlar sözde devlet seçkinleri, ülke ekonomisini ele geçirmiş rantçılar ve halkı olmayan aydınlar zümresidir. Atatürk, her gün birbirlerini ifşa eden bu Enderuncu kafalı gerici grubu etkisizleştirmiş ve despot Zâdeler yönetimine son vermiştir. Fakat 1940’tan sonra adım adım tekrar yapılanmışlardır. 1944’te ağır bir Türk ayrımcılığı ve zulmü gerçekleştirmişlerdir. 1960’tan sonra ise, ABD-AB desteği ile fırsat yaratarak yeniden egemen sınıf haline gelmişlerdir.

 

Son olarak dünyada tam 35 bin Amerikan Siyaset Bilimci olduğunu, büyük bir şaşkınlık duyarak öğrendiğimi sizlerle paylaşayım. Bu Amerikan Siyaset Bilimciler, Amerika Birleşik Devletleri’ni, bir Siyaset Bilimi başarısı olarak kurmuşlar ve kurumsallaştırmışlardır, ardından da tüm dünyayı Amerikan yapmışlardır. Amerikanlar, hepi topu 300 yıllık birikimlerini, sanki 3000 yıllık gibi sunuyorlar. Evet, ABD bir Siyaset Bilimi ve Sosyal Bilim başarısı olarak kurulup, kurumsallaşmıştır.

 

Bizim Sayın Hocaların da epeycesi, aslında hiç boş durmadılar, rahatça hem radikal dincilik hem de etnik kafatasçılık yaptılar. Bu bağlamda bir kısmı, bize hediye edilen bu güzel topraklarda, ruhen ve bedenen Vaat Edilen Toprakçılarla buluştular, diğer bir kısmı da dünya kamuoyunu Ermeni algısına göre şekillendirmeye girişti.

 

Şimdi ise, birçoğu Türklere ve Türkçülüğe/Atatürkçülüğe karşı birleşmiş durumdalar. Bütün milli değerleri yok etmeye çalışırken takındıkları “demokrasi” havariliği, doğrusu değme aktörlere-aktrislere taş çıkartıyor. Üstelik Türklerin, ülkedeki bu iç-dış savaş koşullarını aratmayan gerilimli ortamda, girişmiş oldukları zorunlu savunma hareketini de, hiç çekinmeden haksızca “ırkçılık” olarak niteliyorlar.

 

Düne kadar Kemalist olan bu Hocalar, artık Atatürkçülüğün ne büyük bir ilkellik olduğunu ısrarla iddia ediyorlar. Acaba televizyon kanallarında boy gösteren Sayın Siyaset Bilimi Profesörlerimiz, ABD’ye geldiklerinde de, “ay bu Amerikanlar ne arkaik insanlar, hâlâ Bir General, yani bir asker olan George Washington’a Kurucu Babamız (the Founding Father) diyorlar” diye dalga geçebiliyorlar mı, ahkâm kesebiliyorlar mı?

 

Saygıdeğer Okurlar,

Yıllarca kadere oynamak ve zamana sığınıp, verilen her şehidin ardından ağlayarak düşmanlara “Allah’ın ceza vermesini” dilemek ve bunu beklemek çok yanlıştır. Tam tersine güçlü olmak, Atatürk gibi bir devrimci olmak ve sömürülüp öldürülen kitle yerine, ortaklık geliştiren güçlü sivil toplum/ kudretli millet olmak şarttır. Bu çok acı dolu süreçten, artık onurlu bir mücadele ile galip çıkmak zorundayız!

  

Ben diyorum ki, ne bölünmesi dünya devi olacağız ve tarihi biz olgunlaştıracağız. Bunun için, evet mutlaka bir "küresel ağ" dokumalıyız; kendi küremiz üstüne KÖPRÜLER kurmalıyız. Bizim küremiz Türk’ün, Turaninin ve İdil-Ural-Altaylının olduğu her yerdir:

 

7 Türk Devleti, 10 Özerk Türk Cumhuriyeti, 77 Türk Boyu, Macaristan ve  Avrasya ile Büyük Turan, sonra Avristan'ın gerisi, akrabalarımız olan Japonya, Koreler, Moğolistan ve  Mançurya, Tunguzya, hatta Amerikan Yerlileri başlıca  KÖPRÜLER KURMA sahamızdır.

  

Bu ülkelerin sivil toplumu ile yaratacağımız güçlü dayanışma ve çalışma ağı altında, Birlik'e giden yepyeni bir sivil ortaklık temeli yakalayabiliriz. Tarihe yön verecek yeni organik aydınlar, yeni liderler ve ülkülü devrimciler yetiştirebiliriz. Fırsatımız ve imkânımız var, tarihin yönünü değiştirebiliriz. Kendimizle birlikte, buradaki bütün halklara yepyeni bir küresel dünyanın kapısını açabiliriz. Bunun için gerçekten bize sunulmuş olan, büyük fırsatımız ve imkânımız var.

  

İlk baştaki, kültürel alanda yoğunlaşan uyanma ve bilinç kazanma süreci içinde, yüzlerce çalışma ile MİLLET KÖPRÜLERİ kurulması, böylece kültürel duvarların aşılması gerçekleşecektir. İkinci aşama kültürel alandaki yoğunlaşmanın, uygarlık alanındaki yoğunlaşmaya kaymasını sağlayacaktır. Böylece ortak profesyonel çalışmalar ile ortak uygarlık ağının örülmesi ve iktisadi-siyasi-toplumsal alanlarda, teknoloji hakimiyetinde ve güvenlik stratejisinde  standartlaşmanın yakınlaştırılması gerçekleştirecek stratejik Köprüler Kurma süreci tamamlanacaktır. Buna inanmak, bunun için heyecan duyup çalışmak, her alanda projeler üretmek ve görev dağılımı yapmak lazımdır.

  

Bu işlerden kazanç beklemeyecek beyin takımına, proje, para, emek sahiplerine ihtiyacımız var. Elbette işadamlarına ve hayırseverlere ulaşmak gerekiyor, onların bütünleşmesi gerekiyor. Okul yaptıranlar, bir de Küresel İdil-Ural-Altay Projesi üstlenecekler. Bundan daha büyük hayır mı olur? Yeter ki inansınlar, eminim üstlerine düşeni yapacaklardır. Zaten yapıyorlar da, biz bunların bir ucuna coşkuyla, bilinçle ve inançla yapışalım yeter.

  

Saygıdeğer Okurlarım, özellikle bu davaya emek harcayanlar,

 

Bu büyük davaya emek harcayanları ve kamusal liderleri bir araya toplayıp müzakere etmek, görece bir ortak çalışma platformunda buluşmak her zaman birincil derecede önemlidir. Herkes aynı yöne yürürken, varılacak tek hedefin yönü belli olmalıdır. Ancak birlikte olmayı beklemeden, herkes aynı hedefe tek başına da olsa yürümeli, yoldaki yüz yıllık Büyük Kafile'ye eklenmelidir.

  

Birinci aşamayı kimseden beklemeyip kendimiz başlatmalıyız.  Dünyanın her yerindeki, her bir Türk Büyük Kafile'ye katılmak üzere harekete geçmelidir. Birinci aşamayı, zaten yeryüzündeki Geniş Türk Milleti  ve onların kendi içinden çıkan Organik Aydınlar grubu  gerçekleştirmektedir. Bu aşama Geniş Türk Milleti'nin uyanma, uyandırma aşamasıdır. Tek tek bilinçli bireylerden oluşan, BİLİNÇLİ TOPLUM yaratma aşamasıdır. Bu aşamada hiç kimseden beklemeden her bir Türk kendisi yola koyulacak, Büyük Kafile'ye eklenecek ve hep birlikte Millet Köprüleri kurulacaktır. Anadolu-İdil-Ural-Altay Küresinde, elbirliği ve gönülbirliği ile kurulacak olan kültür-yoğun Birinci Tip Millet Köprüleri ile Kültürel Kaynaşma yüzyıllar sonra yeniden sağlanacak, tarih birliği görece dil birliği ile taçlanacaktır. Türk soylular, birbirlerinin dillerini öğrenmenin sadece bir kaç aylık mesele olduğunu göreceklerdir.

 

İkinci aşamayı ise, Geniş Türk Milleti'nin temsilci liderleri ve profesyonel uzmanları gerçekleştirecektir. Bu aşamada kültür-yoğun ortamdan, uygarlık-yoğun ortama geçilecek ve iktisadi-siyasi-toplumsal alandaki engelleri kaldıracak "İkinci Tip Millet Köprüleri" inşa edilecektir. Böylece İdil-Altay Küresinde, ortak uygarlık  standardı yaratılacak, "Birlik" önünde engel oluşturan duvarlar İkinci Tip Millet Köprüleri ile aşılacaktır. İkinci tip köprüler, kültürün yanında uygarlığın da kaynaşmasını gerçekleştirecek, birbirinden ayrı düşmüş toplumları birleştirecektir. Siyaset, hukuk, iktisat, güvenlik, teknoloji, stratejik hedefler ve yaşam standardında ortaklık alanı elbirliği ve işbirliği ile  hiç zorlanmadan geliştirilecektir.

 

Yoğun iki süreç olan ve birbirinin içine geçerek aynı anda etkili kılınması gereken, bu büyük tarihi proje aslında başlamıştır. Şu anda yaşanan iletişim kurma süreci ve onun içinde gelişmekte olan  olan kurumsallaşma sürecinin  sonunda ise, Üçüncü Aşama, yani son aşamaya geçilecek ve devletlerin öncülüğünde İktidar Birliği gerçek olacaktır. İlk İlk aşamayı gerçekleştiren ve Millet Köprüleri kurmayı başaran kudret sahibi Sivil Millet Hareketi, ikinci ve üçüncü aşamanın teminatı olacaktır. Büyük proje, Milletin kendi projesi olarak sahipli hale gelecek ve "Dünya Türklüğü'nün Öksüz Kalmışlığı" sona erecektir. Böylece tarihe göre hızlı bir zaman diliminde, yeni bir Küresel Türk/Anadolu-İdil-Altay Millet modeli ve siyasal-kültürel-iktisadî-askerî örgütlenme biçimi dünyaya yerleşecektir.

 

KÜRESEL ANADOLU-İDİL-ALTAY SİVİL HAREKETİ, RÜZGÂRIN, BÜYÜK GÜCÜNÜ KENDİ YÖNÜMÜZDE KULLANMAMIZ İÇİN, YENİ FIRSATLAR YARATMAKTADIR.

BU AŞAMAYI “BİZ” OLANLAR; MİLLET, YANİ TEK TEK BİREYLERDEN OLUŞAN "BİLİNÇLİ ÇOĞUNLUK" OLAN SİVİL TOPLUM BAŞARMALIDIR. ÇÜNKÜ ŞİMDİLİK, BU    AÇIK BİR DEVLET PROJESİ DEĞİLDİR. TÜRK MİLLETİ'NİN ESKİ ve EN BÜYÜK PROJESİDİR. ÜSTELİK GERÇEKTEN DE, GERÇEKLEŞMEK ÜZEREDİR!

 

Saygılarımla.

 

Doç. Dr. Betül Karagöz

Küresel Anadolu-İdil-Altay Sivil Hareketi Kurucusu

Alternatif Küreselleşmeci

                       Fotoğraf sosyal paylaşım ortamından alınmıştır. 

           

                                           www.globalidilaltay.com


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam20
Toplam Ziyaret110529