EGEMENLİK MİLLETİNDİR!


EGEMENLİK
KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR
**SİTEMİZİN ANDROİD UYGULAMASI
Üyelik Girişi
MENGÜ SİTE :

ANASAYFA





Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi



Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927





Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret112229
MİLLET KÖPRÜLERİ KURALIM

Nasıl ki, Batılı devletler ve Batı dünyasının halkları,  sivil toplum kuruluşları birleşerek hareket ediyorlarsa  (Washington, Londra, Paris, dahası Tel Aviv Dörtlüsü önderliğinde); şimdilerde Rusya da, Çin ve hatta Almanya ile ortaklık peşindedir.

Bizim de, Anadolu-Hazar-İdil-Ural-Altay Cephesi’nde, Dünya Türkleri olarak bunu yapmamız ve yeni bir Küresel Örgütlenme modeli yaratmamız varlık sebebimiz haline gelmiştir.

Tarih önümüze pek de karşı koyamayacağımız,  yeni bir küresel dönüşüm anı çıkarmıştır. Yaşanan  bu noktada, çekingenlik yapmak, yavaş ya da  kararsız olmak zamanı uzatmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Ne Anglo-Saksonlar, ne Slavlar ne de Çinliler, bizim gibi edilgen bir hayat sürmüyorlar.

Saygıdeğer  Okurlar,

Yıllarca kadere oynamak ve zamana sığınıp, verilen her şehidin ya da çekilen her acının ardından ağlayarak  ilahi adaleti beklemek çok pasifçe bir davranıştır.

Tam  tersine güçlü olmak, yapan, eyleyen fail olmak, hatta bir devrimci olmak gerekir. Dünyanın farklı coğrafyalarında egemenlik niteliği elinden alınmış, sömürülüp öldürülen acı dolu bir kitle olmak yerine, kendi öz parçalarıyla bütünleşen  güçlü bir sivil ve siyasal toplum, yani  olgun bir millet ve yetkin bir irade olmamız şarttır.

Bugün kendi atalar mirası vatanlarımızda yaşamakta olduğumuz dört bir yandaki zulümden, ölümden, işkenceden, savaştan, terörden ve bu acı dolu süreçten, onurlu bir mücadele ile galip çıkmak zorundayız!

Diyorum ki,

Ne bölünmesi, ne yok olması, Biz Türkler yeniden dünya devi olacağız ve yine tarihi
olgunlaştıracağız.

Bunun için, önce bir "küresel ağ" dokumalıyız; kendi küremiz üstüne kendi çabamızla,  ilk önce MİLLET KÖPRÜLERİ kurmalıyız. Bizim küremiz ise, Türk’ün, Turaninin ve Anadolu-İdil-Ural-Altaylı'nın olduğu her yerdir.

Bu ülkelerin sivil toplumları olan biz Türk soylular, kardeşlerimizle beraber, yakın ya da uzak akrabalarımızı da davet ederek, hep birlikte el ele kafa kafaya yürek yüreğe ulaşacağımız güçlü bir dayanışma ve çalışma ağı altında "Küresel Türklük" fikrine hayat verebiliriz. Bu fikri gerçekleştirecek, yeni bir ortaklık temeli kurabiliriz. Tarihe yön verecek yeni organik aydınlar, yeni liderler ve "ülkülü devrimciler" yetiştirebiliriz.

Buna fırsatımız ve imkânımız var, en güçlü engelleri bile aşarak tarihin yönünü, biz, evet biz kendi çabamızla değiştirebiliriz. Yeni bir düzen kurabiliriz.
Bunun için gerçekten  büyük şansımız var. Her şeyden önce tarihimizden gelen büyük tecrübemiz ve atalarımız tarafından defalarca ispatlanmış olan kabiliyetimiz var.

BİZ NE YAPACAĞIZ?

BİRİNCİ AŞAMADA, "kültürel" alanda yoğunlaşan uyanma ve bilinç kazanma sürecindeki yüzlerce çalışmayla MİLLET KÖPRÜLERİ
kurulması ve birbirimizle güç olmaya engel çıkaran kültürel duvarların sırayla aşılması gerçekleşecektir.

İKİNCİ AŞAMADA, kültürel alandaki yoğunlaşmanın, "uygarlık" alanındaki yoğunlaşmaya
kayması sağlanacaktır.

Böylece ortak profesyonel çalışmalar ile ortak uygarlık ağının örülmesi, iktisadi-siyasi-hukuki ve toplumsal alanlarda, teknoloji hakimiyetinde, güvenlik stratejisinde  standartlaşmanın yanında, pratik yaşamda  kalite uygunluğunun ve ortak denetimin sağlanması gerçekleştirilerek, yeni bir hayat düzenine anlam verecek  "Stratejik Köprüler Kurma" süreci
tamamlanacaktır.

Bu Büyük Projeye inanmak, bunun için heyecan duyup çalışmak, her alanda destekleyici yeni alt-projeler üretmek önemlidir. Ayrıca her grup kendi başına çalışsa da, hep aynı yöne gidebilmek ve hedefe varabilmek için, karşılıklı iletişim ve bildirişim içinde olunması, profesyonelce görev dağılımı yapılması, asıl  gönüllü olarak sorumluluk alınması çok gereklidir.

Birinci Aşama

Hiç kimseden beklemeyip kendimizin başlatması gereken "kültür-yoğun" aşamadır. Atatürk'ün belirttiği, "dil, tarih ve folklor"  kaynaşmasının sağlanmasıdır. 

Dünyanın her yerindeki, her bir Türk soylu, kendi öz iradesi ile Büyük Kafile'ye katılmak üzere harekete geçmelidir.

Birinci aşamayı, zaten şu anda yeryüzündeki Geniş Türk soylu toplum ve onların kendi içinden çıkan çeşitli Organik Aydınlar grubu, uzunca bir süredir  gerçekleştirmektedir.

Bu aşama Geniş Türk
Milleti'nin uyanma ve uyandırılma sürecidir.
Tek tek bilinçli bireylerden oluşan, BİLİNÇLİ TOPLUM ve BİLİNÇLİ ÇOĞUNLUK yaratma aşamasıdır.

Bu aşamada, hiç kimseden ve devletten hiç bir şey beklemeden, her bir Türk soylu bizzat kendisi yola koyulacak, Büyük Kafile'ye eklenecek ve hep birlikte bir anlamda kendiliğinden MİLLET KÖPRÜLERİ kurularak, engeller ve duvarlar bir bir aşılacaktır.

Anadolu-İdil-Ural-Altay Küresinde, elbirliği ve gönülbirliği ile kurulacak olan "kültür-yoğun" Birinci Tip Millet Köprüleri sayesinde, büyük bir "Kültürel Kaynaşma" durumu  doğacaktır. Bu süreç şu anda doğmuştur, Türkovizyon Şarkı Yarışması bile, bunun tek başına bir kanıtı niteliğindedir ve gelecekte yaşanacak büyük dönüşümün habercisidir. Yaşanacak  kültürel süreçte, tarih birliği yüz yıllar sonra dil birliği ile de taçlanacaktır.  Türk soylular, birbirlerinin dillerini öğrenmenin, sadece bir kaç aylık mesele olduğunu şaşırarak yaşayacaklardır; aslında yaşamaktadırlar.

İkinci Aşama 

Yeryüzündeki
Geniş Türk Milleti'nin temsilci liderleri ve profesyonel uzmanlarınca gerçekleştirecektir. Bu aşamada, kültür-yoğun ortamdan, uygarlık-yoğun ortama geçilecek; iktisadi-siyasi-hukuki, toplumsal, bilimsel, sanatsal ve teknolojik alandaki engelleri kaldıracak İkinci Tip Uygarlık-Yoğun Millet Köprüleri inşa edilecektir.

Bütün Anadolu-İdil-Ural-Altay Küresinde, profesyonel işbirliği ve planlama ile ortak uygarlık  standardı ve bağı yaratılacaktır. "Türk Küresi" önünde engel oluşturan duvarlar, ikinci tip uygarlık-yoğun Millet Köprüleri kurulmasıyla aşılacaktır.

İkinci tip köprüler kültürün yanında, uygarlığı da kaynaştırıp, asırlardır birbirinden ayrı düşmüş  ortak köklü toplumları, yeniden birleştirecektir. Siyaset, hukuk, iktisat, maliye, güvenlik, sanat, diplomasi, teknoloji, şehircilik, stratejik hedefler ve yaşam standardındaki ortaklık alanı gönülbirliği,
elbirliği ve işbirliği sayesinde zorlanmadan gelişecektir.

Yoğun iki süreç olan  Köprü Kurma çalışmasının,  birbirinin içine geçerek aynı anda etkili kılınması,  iki aşamada kültür ve uygarlık alanında 
güçlü bir yapının kurulmasını sağlayacaktır.

Belirsiz de olsa, görece Birlik Projesi,  Sovyetler Birliği dağılırken tekrar hızla başlamıştır. Sonradan yavaşlayarak  arzu edilen sonuca henüz  ulaşmamıştır. Daha doğrusu devlet eliyle yapılan Birinci Aşama Köprü Kurma süreci, İkinci Aşama'ya geçememiştir. Stratejisiz ve plansız bir buluşma gerçekleşmiş ve kültürel alanda kalınmıştır.

Şu anda yaşanan sivillerin aktör olduğu Köprüler Kurma süreci  içinde gelişip güçlenecek olan yeni bir küresel  toplum ve küresel hegemonya  oluşturma stratejisinin sonunda, asırlardır beklenen büyük an da kaçınılmaz olarak gelecektir.

Bu noktadaki hedef zamanın, artık bir mit halini alan ve iyice yaklaşan 2023 tarihi olduğu, bir ön-kabul  olarak benimsenmiştir.

Bu benimseyişin iki  nedeni bulunmaktadır:

2023, iddialara göre, Çin'in engellerine rağmen, kısıtlı arkeolojik çalışmalarla açığa çıkarılan ve Oğuz Kağan Ata'nın mezarı olduğu öne sürülen "Beyaz Piramit"e kazılmış bir tarihtir. Araştırmacı Oktay Keleş'e göre, kökü 4500 yıl önceye dayanan kutlu bir rakamdır. Bu rakamla, Türk tarihinin çok büyük  bir dönüm anına işaret edildiği inancı öne çıkmıştır. 

Elbette bir  rakam, hiç kimseyi böyle bir mucizevi yaklaşıma ikna etmeye yetmez; yani gerçekte bu tarihi işaretin pek inandırıcılığı yoktur.  Burada asıl somut olan, dünyadaki Türk soyluların kendi tarihlerinin bir dönüşüm anına ihtiyaç doğduğunu ve bu anın şafağının da, artık  gelip  çattığını açıkça kabullenmeleridir.

Bu meta-fizik yaklaşımın dışında 2023 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti'nin   kuruluşunun yüzüncü yılı olarak da, büyük bir ilerleme ve dönüşüm miti yaratmakta, üstelik sadece Türkiye'de değil, bütün "Geniş Türk Milleti - Dünya Türk Soyluları" üzerinde  teşvik edici rol oynamaktadır. 

Bir anlamda 2023 yılı, güncel Türk tarihinde, sonuç getirici köklü dönüşüm anının yaşanacağı en yakın tarih olarak, bir sinerji ve enerji kaynağı haline gelmiştir.

Üçüncü Aşama

Kurulacak Millet Köprüleri ile ilk iki aşama tamamlanıp, 2023 tarihinde son aşamaya  geçilecektir.

Bu aşamadan beklenen, öncü EKONOMİ BİRLİĞİ'nin gerçekleşmesinin ardından, KÜRESEL ANADOLU-İDİL-URAL- ALTAY  KONFEDERASYONU' nun  Geniş Türk Milleti'nin ve Geniş Türk  Devletleri'nin himayesinde  kurulmasıdır.

İlk aşamayı gerçekleştiren ve birinci tip "kültür-yoğun" Millet Köprüleri kurmayı başaran irade sahibi sivil toplum; ikinci tip "uygarlık-yoğun" Millet Köprüleri'nin ve üçüncü aşamadaki "siyaset-yoğun" bütünleşmenin, bundan daha önemlisi olan çok boyutlu kurumsallaşmanın  teminatı olacaktır.

Böylece hasretle beklenen Büyük Proje,  Milletin kendi
projesi olarak sahipli hale gelecektir.
Ancak bu sayede, bugün hemen her Türk'e çok büyük acı ve utanç veren,  "Dünya Türklüğünün Sahipsiz Kalmışlığı"  ve "Esir Türkler" meselesi sona erecektir.

Tarihe göre hızlı bir zaman diliminde, yeni bir Küresel Türk/ Anadolu-İdil-Ural Altay  sivil  toplum modeli ve hemen ardından iktisadi-siyasi örgütlenme düzeni güneş gibi doğacaktır. Bu yeni siyasal-kültürel-iktisadî, askerî ve toplumsal  örgütlenme biçimi dünyaya yerleşecek ve tekrar yeni bir Dünya Düzeni daha başlayacaktır.